|
|
Artvin ili nüfusu
türk'ler,gürcü'ler,laz'lar
ve hemşinlilerden
oluşmaktadır artvin
nüfusu
nunçoğunluğunu ise
güney kafkas
türkleri olan kıpçak
türkleri
oluşturur.Karadeniz
Bölgesi'nin Doğu
Karadeniz bölümünde,
Çoruh vadisinin sol
yamacında meyilli
bir arazide kurulmuş
olan Artvin,
kuruluşu pek eski
dönemlere inmeyen
bir Ortaçağ
şehridir. Bununla
birlikte, şehrin
çevresinde yapılan
kazılarda bölgede
milâttan önce 2000
yıllarına ait bazı
yerleşmeler
bulunduğu ortaya
çıkmıştır. Bölgenin
önce Hurrilerin,
milâttan önce 9.
yüzyıldan itibaren
de Urartu
Devleti'nin
hâkimiyetine girdiği
söylenmekte ise de,
bu bilgileri
kuşkuyla karşılamak
gerekir. Çünkü son
yıllarda Artvin ve
çevresinde yapılan
arkeolojik kazı ve
araştırmalarda ne
Hurriler'e, ne de
Urartular'a ait bir
kale ya da yazıt
bulunmamıştır.
Artvin tarihi
hakkında
bildiklerimiz
Eskiçağ'dan itibaren
bölgeyi gezmiş olan
coğrafyacılar ile
tarihçilerin yazmış
oldukları eserlere
dayanmaktadır. {M.Ö.
431-M.Ö. 351}
yılları arasında
yaşamış olan
Ksenophon ve bazı
Yunanlı tarihçi ve
coğrafyacılar il ve
çevresindeki yerel
etnik unsurlardan
uzun uzadıya söz
etmişlerdir.
Klasik çağda Kolhis
adıyla bilinen
Artvin ve çevresinde
milâttan önce 4.
yüzyıldan itibaren
Kolkh (idyalı)lar,
Makron/Tsanlar,
Şavşatlar ve Taokh (Diaokh-Dido)lar
gibiLaz ve
Kafkas-dilli
birtakım kavimler
yanında Hemşinliler
gibi Hint-İrandilli
topluluklarla, Türki
dilli Kimmerler,
iskitler (Çikotlar),
Kuman/Kıpçak (Atabey
dönemlerinde)
yaşadığı
bilinmektedir.
Milâtan önce 1.
yüzyılda yaşayan
coğrafyacı Strabon
bölgenin Mithridates
Eupator tarafından
ele geçirilip Pontos
Krallığı'na
bağlandığını
yazmaktadır. Bu
bölge daha sonra
Romalı komutan
Pompeius tarafından
ele geçirilmiş ve
mahallî kralların
hâkimiyetine
bırakılmıştır.
5. yüzyıl
başlarından itibaren
Bizans egemenliği
altına giren Artvin
ve çevresi bir ara
İran'da büyük bir
devlet kurmuş olan
Sasaniler'in eline
geçtiyse de sonra
tekrar Bizans
sınırları içerisine
alındı. Bölge,
Halife Osman
döneminde 646
yılında İslâm
topraklarına
katıldı. Ancak daha
sonraları birkaç
defa Bizans ve İslâm
orduları arasında el
değiştirdi. Bu
sırada Bizanslılar,
şehri müslüman
ordularının
akınlarından korumak
için 939 yılında
bugün de ayakta
duran Livane
Kalesi'ni yaptılar.
Ancak bu bölge, 11.
yüzyılda Selçuklu
Türkleri'nin
Anadolu'ya yönelmesi
ile 1068 yılından
itibaren Selçuklu
hâkimiyetine girdi.
Büyük Selçuklu
sultanı Alp Arslan,
1071 Malazgirt
Meydan
Muharebesi'nden
sonra Kızılırmak'a
kadar uzanan bölgeyi
emrindeki
kumandanlara
dağıttı. Bu dağıtım
sırasında Çoruh
bölgesi Erzurum ve
çevresine hâkim olan
Emir Ebulkasım'a
düşmüştü. Böylece bu
bölge bir süre
Saltukoğulları'nın
idaresinde kaldı.
Daha sonra kısa bir
süre Gürcülerin
eline geçen bu bölge
Sultan Melikşah
devrinde tekrar
Selçuklu sınırları
içerisine alındı.
Selçuklu döneminde
Artvin ve çevresi
Azerbaycan
Atabegleri
idaresinde bir uç
beyliği şeklinde
yönetiliyordu.
Artvin ve çevresi
13. yüzyıl
başlarında Anadolu
Selçuklu Devleti
hâkimiyetine girdi.
Konya Selçuklu
sultanı I. Alaaddin
Keykubad (1220-1237)
Artvin, Şavşat ve
Yusufeli'ni
sınırları içerisine
kattı. Bu yüzyılın
ortalarında
Anadolu'yu işgal
eden Moğol İlhanlı
orduları Çoruh
vadisini de istilâ
etmişlerdi. Bölge
14. ve 15. yüzyılda
Akkoyunlu
Devleti'nin
hâkimiyeti altına
girdi. Ancak bu
dönemde de mahallî
idareciler olan
Atabegler Artvin ve
çevresinin
yönetimini ellerinde
tuttular.
Artvin ve çevresi,
Osmanlı hükümdarı II.
Bayezid (1481-1512)
devrinden itibaren
Osmanlı hâkimiyeti
altına alınmaya
başlandı. Bu dönemde
Trabzon valisi olan
Şehzâde Selim (Yavuz
Sultan Selim)
Gürcistan üzerine
seferler
düzenleyince, Artvin
ve Çoruh
havzasındaki
kalelerin hakimi
olan Atabeg Mirzâ
Çabuk (1502-1516)
ülkesinin tahribe
uğramaması için
Şehzâde Selim’e
bağlılığını
bildirdi. Bu
dönemden sonra
Artvin ve çevresi
1536 yılına kadar
Osmanlı Devleti
himayesinde yarı
müstakil bir şekilde
kaldı. Bölgede ilk
Osmanlı hâkimiyeti
ise Kanuni Sultan
Süleyman devrinde
sağlandı. Bu dönemde
Erzurum Beylerbeyi
olan Dulkadırlı
Mehmed Han 1536-1537
harekâtı sırasında
Çoruh vadisinde
bulunan diğer
kalelerle birlikte
Artvin'i de ele
geçirdi. Bu sırada
Artvin ile
Yusufeli'ni içine
alan Livane Sancağı
kurularak Erzurum
Beylerbeyiliği'ne
bağlandı. Bir süre
sonra elden çıktığı
anlaşılan bölge,
yine Kanuni
devrinde, 1549
yılında ikinci vezir
Ahmed Paşa
tarafından tekrar
ele geçirildi. Ahmed
Paşa'nın bu harekâtı
sırasında bölgedeki
35 kale Osmanlı
hâkimiyeti altına
alınmıştı. Bölgedeki
Osmanlı hâkimiyeti
bir süre sonra
yapılan Osmanlı-İran
mücâdelesi sırasında
daha da
sağlamlaştırıldı.
Erzurum Eyaleti'ne
bağlı Livane
Sancağı'nın merkezi
olan Artvin, 1579'da
Çıldır Eyaleti'nin
kurulması ile bu
eyalete bağlandı. Bu
sırada Hopa ve
Borçka Trabzon'a,
Artvin, Ardanuç,
Yusufeli ve Şavşat
ise Çıldır
Eyaleti'ne bağlı
idi.
Artvin ve çevresi bu
tarihten sonra, 19.
yüzyılın başlarına
kadar sürekli olarak
Türkler'in elinde
kaldı. Ancak bu
yüzyılda iki defa
Rus işgaline uğradı.
1828 Osmanlı-Rus
Savaşı'ndan sonra
Osmanlı Devleti ile
Rusya arasında
imzalanan Edirne
Antlaşması ile
Çıldır Eyaleti'nin
merkezi Ahıska
Ruslar'a
terkedilince Artvin,
Livane Kazası'nın
merkezi oldu ve
Trabzon Eyaleti'nin
Batum Sancağı'na
bağlandı. Bu durum
Doksanüç Harbi
olarak da bilinen
1877-1878
Osmanlı-Rus
Savaşı'na kadar
sürdü. Bu savaşı
kaybeden Osmanlı
Devleti, 3 Mart 1878
tarihinde imzalanan
Ayastefanos
Antlaşması'na göre
Batum, Kars,
Ardahan, Eleşkirt ve
Beyazıt'ı Rusya'ya
savaş tazminatı
olarak bırakmak
zorunda kaldı.
Böylece, Batum
Sancağı'na bağlı bir
kaza olan Artvin ve
çevresi de bu
antlaşma ile
Rusya'ya verilmiş
oldu. I. Dünya
Savaşı'na kadar
süren bu işgal
sırasında yerli halk
zaman zaman Ruslar'a
karşı direnmekteydi.
Nitekim 1914
Kasımında Yüzbaşı
İsmail Hakkı Bey
idaresindeki Melo
Sınır Taburu şehir
ve çevresindeki Rus
birlikleri bozguna
uğratınca Ruslar
Artvin'i terk etmek
zorunda kaldılar.
Ancak bu ilk
kurtuluş çok kısa
sürdü. Ruslar dört
ay sonra, 3 Mart
1915'te bölgeyi
yeniden kontrol
altına aldılar. Aynı
yıl, Türk
kuvvetlerinin
Sarıkamış'ta aldığı
yenilgi üzerine Rus
birlikleri Ardahan,
Şavşat, Ardanuç,
Artvin ve Borçka'yı
işgal ettiler.
Rusya, Çarlık
yönetiminin
yıkılması üzerine I.
Dünya Savaşı'ndan
çekilince yeni
Sovyet hükümeti ile
18 Aralık 1917'de
Erzincan Ateşkes
Antlaşması
imzalandı. Buna göre
Ruslar Artvin'i
boşalttılar. Daha
sonra savaşın sona
ermesiyle imzalanan
3 Mart 1918 tarihli
Brest-Litovsk
Antlaşması da
Sovyetler Birliği
ile Türkiye
arasındaki sınırın
1877-1878
Osmanlı-Rus Savaşı
öncesindeki şekline
getirilmesini kabul
ettiğinden, Osmanlı
birlikleri 1918
Martında tekrar
Artvin'e girdiler.
Ancak Artvin, bu
defa da Türklerin
elinde uzun süre
kalamadı. Çünkü
Osmanlı Devleti I.
Dünya Savaşı'nda
yenik sayılmış ve 30
Ekim 1918'de Limni
Adası'nın Mondros
Limanı'nda imzalanan
Mondros
Mütarekesi'ne göre
Osmanlı ordusunun
1914 yılından önceki
sınırların gerisine
çekilmesi
kararlaştırılmıştı.
Bu sebeple Artvin
tekrar boşaltıldı.
İngilizler antlaşma
gereğince 17 Aralık
1918'de Artvin,
Şavşat ve Hopa'yı
işgal ettiler.
Artvin ve çevresinde
beş ay kadar kalan
İngilizler buradan
çekilirken şehri
Gürcistan'a
bıraktılar. Artvin
yöresindeki bu Gürcü
işgali ise 1921
başlarına kadar
sürdü.
Artvin ve çevresinin
kesin kurtuluşu
Kâzım Karabekir Paşa
idaresindeki 15.
Kolordu'nun 30 Ekim
1920'de Kars'ı
kurtarmasından sonra
gerçekleşti. Bu
zaferden sonra
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Gürcistan'a
bir ultimatom
vererek Ardahan,
Artvin ve Batum'un
teslimini istedi.
Gürcistan yeni Türk
hükümetinin bu
isteğini kabul
ederek kuvvetlerini
23 Şubat 1921
sabahından itibaren
Ardahan, Artvin ve
Batum'dan çekmeye
başladı. Bu tarihten
birkaç gün sonra
Türk kuvvetleri
Ardahan'dan başlamak
üzere adı geçen
şehirlere girmeye
başladılar. 27 Şubat
1921'de Ardahan ve
Şavşat Gürcü
işgalinden kurtuldu.
Artvin'in kurtuluşu
ise 7 Mart 1921'de
gerçekleşti. Böylece
1878-1921 yılları
arasında 43 yıl
süreyle Rus işgali
altında kalan Artvin
ve çevresi Türkiye
Büyük Millet
Meclisi'nin ilk
askerî ve diplomatik
başarısı sonucunda
kesin olarak Türkiye
topraklarına
katılmış oldu.
Artvin ve çevresi
1921 yılında Rus
işgalinden kurtulup
anavatana kavuşunca
önce Ardahan
Sancağı'na bağlandı.
Ancak aynı yıl
içerisinde, 7 Temmuz
1921 tarih ve 133
numaralı kanunla
Artvin Sancağı
kurulunca, Artvin bu
yeni sancağın
merkezi oldu. 1924
yılında sancaklar
vilâyet haline
dönüştürülünce
Artvin de vilâyet
oldu. Ancak Artvin
vilâyeti 1 Haziran
1933'te lağvedildi
ve burası bir kaza
merkezi olarak
merkezi Rize olan
Çoruh vilâyetine
bağlandı. Bu durum 3
yıl kadar sürdü.
Artvin 4 Ocak 1936
tarihinde yeni
kurulan Çoruh
vilâyetinin merkezi
oldu. 1956 yılında
ise Çoruh adı
kaldırıldı ve ilin
adı Artvin haline
getirildi. Yusufeli
ilçesi nüfusu'nun
çoğunluğu (tahmini
yüzde 90) kıpçak (ahıska)
türk'ü, geriyekalan
nüfus gürcü'lerden
(tahmini yüzde 10)
oluşmaktadır, ARTVİN
İLİ'NİN SİMGESİ
BOĞA'DIR, artvin
boğa'larıyla meşhur
ilimizdir. artvin
kıpçak (ahıska)
türk'leri halk oyunu
artvin kafkas
dansı(oyunu) dır. ve
bar oyunları.
www.artvin.gov.tr
|